92406 kayıt bulundu.
1. aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak
1. Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.
1. Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.
1. önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak
1. Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.
1. Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.
1. öfkelenmek
1. Kafası kızınca aklına geleni yapmaktan geri durmuyordu.
1. Kafası kızınca aklına geleni yapmaktan geri durmuyordu.
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Deli, çıldırmış, çılgın (kimse)
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çağının gerisinde kalmış, gerici
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Düşüncesiz, kaba, anlayışsız (kimse)
2. Gerici
1. gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak)
1. Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.
1. Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Alık, budala, basireti olmayan (kimse)
1. Ben, dedim, senin gibi kafası tembel adam değilim.
1. Ben, dedim, senin gibi kafası tembel adam değilim.
1. bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak
1. Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.
1. Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.
1. sadece kendi düşünce ve isteklerine göre
1. Her an, her yerden çıkıp saldırabilir, kafasına estiği gibi silah değiştirebilirdi.
1. Her an, her yerden çıkıp saldırabilir, kafasına estiği gibi silah değiştirebilirdi.
1. istediği gibi
1. Otopark görevlileri, arabayı kendi kafalarına göre bir yere çekerlerdi.
1. Otopark görevlileri, arabayı kendi kafalarına göre bir yere çekerlerdi.
1. kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek
1. Burada toprağı, nesi varsa satıp savarak bir başka yere göç etmeyi kafasına koymuştur.
1. Burada toprağı, nesi varsa satıp savarak bir başka yere göç etmeyi kafasına koymuştur.