Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
kafası işlemek (veya çalışmak)
Anlamı:

1. aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak

Örnek:

1. Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.

1. Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.


kafası iyi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Sarhoş


kafası karışmak (veya allak bullak olmak)
Anlamı:

1. önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak

Örnek:

1. Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.

1. Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.


kafası kazan (gibi) olmak
Anlamı:

1. kafası şişmek


kafası kıyak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Sarhoş


kafası kızmak
Anlamı:

1. öfkelenmek

Örnek:

1. Kafası kızınca aklına geleni yapmaktan geri durmuyordu.

1. Kafası kızınca aklına geleni yapmaktan geri durmuyordu.


kafası kontak
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Deli, çıldırmış, çılgın (kimse)


kafası küflü
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Çağının gerisinde kalmış, gerici


kafası örümcekli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Düşüncesiz, kaba, anlayışsız (kimse)

2. Gerici


kafası sarmamak
Anlamı:

1. anlamamak, aklı ermemek


kafası sersem sepet (olmak)
Anlamı:

1. gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak)

Örnek:

1. Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.

1. Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.


kafası şişmek
Anlamı:

1. zihni yorulmak

2. gürültüden tedirgin olmak


kafası tembel
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Alık, budala, basireti olmayan (kimse)

Örnek:

1. Ben, dedim, senin gibi kafası tembel adam değilim.

1. Ben, dedim, senin gibi kafası tembel adam değilim.


kafası yerinde olmamak
Anlamı:

1. gereği gibi düşünecek durumda olmamak


kafası yerine gelmek
Anlamı:

1. kendini toparlamak, kendine gelmek


kafasına dank etmek
Anlamı:

1. bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak

Örnek:

1. Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.

1. Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.


kafasına estiği gibi
Anlamı:

1. sadece kendi düşünce ve isteklerine göre

Örnek:

1. Her an, her yerden çıkıp saldırabilir, kafasına estiği gibi silah değiştirebilirdi.

1. Her an, her yerden çıkıp saldırabilir, kafasına estiği gibi silah değiştirebilirdi.


kafasına geçirmek
Anlamı:

1. başına geçirmek


kafasına girmek
Anlamı:

1. bir düşünce aklına uygun gelmek

2. birini bir iş yapmaya kandırmak


kafasına girmemek
Anlamı:

1. anlayamamak, kavrayamamak


kafasına göre
Anlamı:

1. istediği gibi

Örnek:

1. Otopark görevlileri, arabayı kendi kafalarına göre bir yere çekerlerdi.

1. Otopark görevlileri, arabayı kendi kafalarına göre bir yere çekerlerdi.


kafasına koymak
Anlamı:

1. kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek

Örnek:

1. Burada toprağı, nesi varsa satıp savarak bir başka yere göç etmeyi kafasına koymuştur.

1. Burada toprağı, nesi varsa satıp savarak bir başka yere göç etmeyi kafasına koymuştur.


kafasına sığmamak
Anlamı:

1. akıl erdirememek


kafasına söz girmemek
Anlamı:

1. çok aptal veya inatçı olmak

2. önemsememek


kafasına uymak
Anlamı:

1. aklına uymak